sevmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Yorum

Seni severdim. Ve sana rağmen, yine severdim

"Seni severdim, sana rağmen seni sevdim."

Eğer ki üniversiteye gittiyseniz ve evde kaldıysanız bilirsiniz, en zevkli olay sabaha karşı ev ve okul arkadaşlarınızla kaynatmaktır.

Geçen gün de böyle oldu.

Klasik okul muhabbetlerinden bahsederken, hadi batağa oturalım dedik.

Toplam 5 kişiyiz. 4ümüz batağa oturduk diğer arkadaşta pc başında internet dünyasında daldı gitti. Şarkı falan açtı. Şarkıları dinlerken ihaleye girdim. El süperdi 11 le girdim. Neyse... hiç bilmediğim bi şarkı çalmaya başladı. Müziğini biliyorum ama sözler farklı. "yaşar & yildiz usmanova - seni severdim" şarkı bu (tıklayarak dinleyebilirsiniz). Bi söz aşırı derecede aklıma takıldı. "Seni severdim. Ve sana rağmen, yine severdim". Aynı sözcüklerden oluşmuş, basit bi cümleymiş gibi gelebilir. Ama dikkatle okunduğunda bi cümlenin verebileceği anlamlardan daha derin bişeylerin anlatılığını görebilirsiniz.

İhalede tam 9 aldığımda bu cümleyi söylüyodu yıldız usmanova. Tabi benim beyin gitti. Kesin alacağım eli resmen vermiştim bi cümle uğruna. Arkadaşların küfürleri doğrultusunda bi sigara yaktım "Kanka ben oynamiyim daha kafam sikildi zaten" diyerek ayağa kalktım(yerde oynuyorduk). "Faruk bidaha açsana şu şarkıyı" dedim. Dinlemeye başladım. O cümleyi dinledikten sonra "Yaşadım lan ben bu durumu, daha doğrusu yaşattılar"dedim. "Neyi" dediler. "Boşverin" dedim. Ağzımda dolanan dumanı savurdum odanın aydınlık havasına. Arkadaşlar "Siktir git içirde iç şunu" deselerde takmadan içmeye devam ettim o düşünce lunaparkında.

Evet yaşamıştım bunu daha doğru söylemek gerekirse yaşattırmıştım karşıdakine. Bu sözü duymuştum zaten hemde bana söylenmişti. O zamanlar düşündüğümde bu sözü pekde ağır gelmemişti ama o kadar zamandan sonra gerçekten koyması gerektiğini farkettim. Şöyle demişti "Romeo anlamıyosun, yada farkında değilsin. Ben sana rağmen seni sevdim. Belki hiçte anlamıcaksın". "Bana rağmen sevdiysen, bundan sonrada ben ben olmama rağmen beni sevme" demiştim. Şimdi farkettimde ne kadar salakça konuşmuşum. Kız anlamamasına rağmen genede benden ayrılmıştı. Son sözü de "Sen aşkı, sevgiyi bilmezsin zaten" olmuştu. Bunlar alışık olduğum sözcüklerdi pek takmamıştım. İlk söz üzerine biraz daha düşünmeye başladım. "Sana rağmen seni sevdim" ben onun sevmesine engel olabilecek ne yapmıştım ki? Belli ki yapmışım, o da bana bu lafı yapıştırmış.

"Helal olsun iyi laf vurmuş" dedim içimden bi sigara daha yaktım. Sonra sözün ne kadar ağır olduğunu fark ettim. Yaşadınız mı siz bunu? Ne yaptığınızı bilmediğiniz halde görünmez engellerle kaplı bi siz varsınız. Karşıda da bunları aşmaya çalışan, size değer veren biri var. O karşınızdaki kişi; görünmez engelleride sizin koyduğunuzu söylüyo. Bu suçlama karşısında ne yapabilirsiniz ki. Hayır savunmanız bişeye yaramaz. Zaten o kişi buna kendini o kadar inandırmışdır ki; ne yapsanız fayda etmez.

Kimse kusura bakmasın ama bu lafı sadece kadınlar edebilir. Çünkü her kadının gizli de olsa bi egosu vardır. Kendileri de bilmesede bu ego; karşıdaki partnerden, sevgiliden, sevdiceğinden daha üstün, daha anlayışlı, daha duyarlı, daha sevecen olduğunu sanmasıdır. Ne kadar hayır, olmaz desenizde biliyosunuz ey kadınlar. Farkında olmasanızda ilişkilerde ki baskın olma çabanız bundandır. Haklı çabanız. Bunu iğneleme anlamında kullanmıyorum. Erkek bi ilişkiyi tek başına idare edemez, despot olamaz, emir veremez. Ama kadın için kolaydır bunlar. Çünkü liderlik özelliğini gerektiren unsurlar bunlardır. Ve tabiki kadınların hamurunda bunların fazlası da yok değildir.

Bu liderliği abartan kadınlarda yok değil mi? Elbet var hatta biz erkekleri delirtirmeye yetebilecek kadınlar var. Elden bişey gelmez. Ev arkadaşımın çok güzel bi sözü var. "İtaat et, rahat et". Her çıktığı kıza ipleri ilk saniye veren bi adamdan bahsediyorum. Ve bu sözcüğü her sevgilisi olduğunda söylüyo. İşe yarıyo mu? Diyebilirsiniz. Farkındaysanız her sevgilisi olduğunda söylüyo dedim. İşe yarasa 1 sevgilisi olur kalır. Öyle değil mi? Demek ki itaat etmekte de fayda yok. E ne bok yicez? Gerektiği derecede sesimiz çıkarırsak sorun ortadan kalkabilir. Kalkabilir değil kesin kalkar be abi.

"Gerçekten sevmiş midir?" diye sordum kendime.

İyi kızdı. Aslında kötü bi hareketini görmediğim için iyi diyo olabilirim. Gerçekten de yoktu. Benim de kötü bi davranışım yoktu ki.

Hiç bişey için zorlamamıştım onu. "Sev beni" dememiştim. Boş vaatlerim yoktu. "Sevicem seni" dememiştim.

Asla sevişelim diye zorlamamıştım. Çok sevişmiştik. Hatta her fırsatta sevişirdik. Ama hiç bi zaman zorlamamıştım onu.

Bende iyi niyetliydim aslında. Pek alışılmadık bi durum da olsa güvenebileceğimi hissetmiştim. Her fırsatta gözlerime bakardı. Hep "Ayrılmayalım" derdi. Karşılık vermezdim. Vermesem de anlardı beni. Gelir sarılırdı. Bende karşılık verirdim. Hem de içimden gelerek.

İlk sevişmemiz gerçekten romantik olmuştu.

Ev arkadaşlarım 1 hafta evde yoktu. Ben de dönmemiştim asıl yuvama. Kafamı dinlemek için kalmıştım. E tabi sevgilim de olunca "Romantizmin dibine vururuz" dedim. Bizim evde -öğrenci evinde" yerlere boru ışık döşedik. Boydan boya. Hemde kırmızı. Işık açıldığı andan itibaren afrodizyak yayıyo gibiydi. Ben aklımda cinsel bi çıkar olmadan çağırdım sevgilimi, sevdiceğimi... Yemek yedik, televizyon karşısında sarmaş dolaş how i met your mother izledik. Evet burası romantik olmadı ama gülmek hakikaten iyi geldi. Yatma vakti geldiğini ondan öğrendim. "Uykum geldi romeo" dedi. Tamam dedim kalktık odaya geçtik. O yattı. Ben bi sigara daha içiyim dedim. "İçme istemiyorum" dedi. Düşünürdü beni. Diğer kadınlardan daha fazla. Dinlemedim. Ona bakarak içtim. Gözlerinin içine bakarak içtim. Garip bi bakışı vardı. Kötü değil ama alışık olmadığım bişeydi bu. Son fırtı da çektikten sonra söndürdüm. Bende yanına kıvrıldım.

Ürkekti, çekingendi. Rahatsız olmasın diye biraz geri çekildim. Sanırım o da bundan cesaret alarak iyice yaklaştı. Göz göze geldik dışarıdan gelen ışıkla. Kumral tenliydi, yakut yeşili gözleri vardı, yanakları dolu doluydu, kilolu değildi. Saçların kokusu hala burnumdadır"Neden gitmez ki bu koku!". Masumane bi öpücük konurdum. "Seni seviyorum" dedi. Sustum. Gülümsedi tekrar öptü....

O gün herşeyi yaşadık. Ondan sonraki günlerde yaşadık. Pişman olmadık. Hoş ben neden pişman olayım ki. Sonuçta erkeğim. Attım kızı eve, seviştim ne sebeple pişman olabilirim ki!!!

Sonraları fark ettim. Benliğimi çalıyodu benden. Beni ben yapan değerlerin hepsini unutmuştum nerdeyse! Konuştuk. Ayrıldık... Basit gibi durabilir ama değil.

Anıları yazmanın en kötü tarafıda bu işte. istesende istemesende iz bırakmış herşey tekrar gözünün önüne geliyo. Çıldırmamak elde değil. Ama çıldırmadım. Anılarla yaşamaya alışmalı insan. İstese de istemese de.

Ayrılmam zor oldu sonuçta kafamda hala o vardır. Ama kalbimde değil!

Hala niye mi kafamda?

Size söyledim ya. Bana rağmen beni sevdi o!!!

7 Yorum

Erkekler de Korkar

Dün telefonum en umutsuz, en karamsar ve garip bi ruh halimle saklambaç oynadığım bi anımda çaldı. Birden "Ebe" dedim. Arkadaşlar "Noluyo lan" demeye kalmadan telefonu aldığım gibi içeri odaya fırlattım kendimi. Odaya giderken aynı bi sapanın ucunda gerilmiş, pencere camını darmadağın etmeye hazır küçük, kendi çapında zararsız bi taş gibiydim. Tabi atılmadığım sürece.

Telefon sürekli çalıyordu. Daha kimin aradığına bile bakmadan telefonu yatağa attım. Bilmiyorum açmak istemedim. Sanırım içimdeki saklambaç oyununu sürdürmek istedim ve saklanmaya devam ettim. Bi süre sonra sustu telefon. Biraz olsun rahatlamıştım telefon melodisi duymamaktan ötürü. Cebimden bi sigara çıkardım yaktım. Çektim bi nefes, ağzımda dolandırdıktan sonra üfledim dumanı. Ve telefon tekrar çalmaya başladı "Hay ebesini" dedikten sonra aldım telefonu. Arayanı ekranda görünce şaşırdım. Gözlerimi ovuşturdum ve tekrar baktım. Evet arayan eski sevgilimdi. "Sarhoş sanırım" dedim içimden ve açtım. "Naber Romeo?" demesinden anladım sarhoş olmadığını. Sorusuna cevap vermedim. Tekrar sordu. Tekrar tekrar...

"Neden" dedim. "Neden aradın"

Biraz düşündü.

"Sesini duymak istedim" dedi. Sigaramdan bi nefes daha çektim. İçimden binbir türlü şey demek geçerken "iyi" diyebildim. İyi ne alakaysa!

Ayrılalı 3 ay olmadan 2. arayışıydı. -1.sini sormayın feci bitti-

Ağlamaklı bi tonla "Yapma böyle" dedi.

Ben napıyodum ki ona. Yapıcak bi statüm bile kalmamıştı. Daha ne yapabilirdim ki?

Ben tüm tabularımı yıkarken, onunla olmaya kendimi tam donanımlı bi asker edasıyla hayatımı tek düze yaparken daha ne yapabilirdim?

Kendimi "Tamam lan bu sefer sevicem" diye şartlandırmışken daha fazla ne yapabilirdim?

"Sen yaptın" Dedim. Aslında diyemedim. Dökülüverdi dudaklarımın boşluğundan.

Camı açtım bitmiş sigarama baktım ve boşluğa salladım. Derin bi nefes çektim. Doldurdum ciğerlerimi safa oksijenle. Eskilere döndüm. Normalde sık yapmam bunu ama bu sefer durum farklı. "Eski sevgilim" arıyo "Eski". Ne kadar acı. Bitmiş bi ilişkiden sonra karşıdakini tek kelimeyle tanımlamak. Ama ne anlarız biz. Sonuçta "Erkeğiz". En çokda bu koyuyo aslında. Tamam erkeğiz, aynı zamanda da insanız lan İNSAN! Tamam duygularımızı kadınlar kadar ortaya çıkaramayız ama o duygular içimizdedir biliriz. Yoğundur, sıktır, çıkmak için yüreğimizi yırtar. Ama çıkmaz, çıkamaz! Engelleriz. Neden mi? Erkeğiz ulan biz niye düşürelim kendimizi. Kadınlar duygularını ortaya çıkaran erkekleri sever miki? Nah sever dalga geçer sonra "Öküz" der. Varsın desinler biz biliyoruz sonuçta.

"Seni özledim" dedi.

Bende diyemedim. Demek istemedim kendimi ona bağlamaya hazırken onun bana yalan söylemesi beni bi nebze itti. Küçük büyük fark etmez yalan söyledi. Ne kadar güvenilmez biri de olsam benimde ihtiyacım var doğrulara. Bunu da bana "O" öğreticekti. Şimdi sordum kendime "Daha kendi bilmezken doğruyu o gibilerden öğrenmek nasıl olurdu?" diye. Sevindim hala biri öğretebilecek diye.

"Yeter" Dedim. Resmen bağırdım. Evet evet çok bağırdım. Ev arkadaşlarım geldi odaya noldu diye. Yüzümdeki garip hali görünce kapıyı kapatıp gittiler.

"Kapat artık" Dedim. içim gitse de.

"Kokun bana sindi. Çıkaramıyorum bi türlü" dedi.

İçimdeki piç bu duygu selinin ortasında bi yol bulup çıktı. "Aceyle yıkan belki çıkar" demek geldi içimden.

Evet seviştim onunla. Sonrasını düşünmeden seviştim. Seviştik.

Zaman akıp geçti. Tutmadık, elimizin tersiyle ittik. Hep orda, o yatakta, o zamanda olalım istedik. Zaman işte, akıp gitmeye mahkum.

Kimseye demedim ona sevgilim dediğim kadar. Hem doğal, hem içten , hem de sevişirken. Ben bile şaşırıyorum. "Nasıl yaptım" Diyorum.

Her dakikası güzeldi. Özeldi. Bedenleremizin kenetlenip, gözlerimizin ışıltısında birleşmişti ruhlarımız o yatakta. İşte....

"Çıkar" Dedim. "Ben yokum bukadar"

"Rome..."

Kapattım telefonu. Uzatmadım. Uzatamadım. Korktum. Evet ben nasıl erkeğim, nasıl korkarım ?(!!!!)

Yaktım bi sigara daha. Çok içiyorum bu ara. Ama zor anlarda sarılcak başka ne kaldı ki şu boktan hayatta?

Geçtim arkadaşların yanına "Noldu?" diye sordular.

"Hiç" Dedim. Bu kadar duygunun sonunda "Hiç"

Ve evet aslında erkeklerde korkar...